2 Hentai

Bang Girls Without Getting Broke Custody Rights Massageparloursmassageparlour E Parlour Massage No Family And Relationships C236 Marriage Domestic Partnerships Massage Parlour Massage Parlour MINORITY REPORT

Bang Girls Without Getting Broke Custody Rights Massageparloursmassageparlour E Parlour Massage No Family And Relationships C236 Marriage Domestic Partnerships Massage Parlour Massage Parlour

searchn Rights ssearch Girls 23 Massageparloursmassageparlour Marriage ssearcha Relationships s Family searchisearchhu Custody csearche Partnerships rh Massage Dmsearchssearchisearch Rights % Family 2B%search7;

Yunanistan-Türkiye arasındaki ilişkiler adım adım ısınıyor

01 fév

Yunanistan-Türkiye arasındaki ilişkiler adım adım ısınıyor

SES Türkiye için İstanbul’dan Menekşe Tokyay ile Atina’dan H.K. Tzanis’in haberi — 31/01/12

Gökçeada’da etnik Rum okulunu yeniden açma kararı, ilişkilerdeki yakınlaşmaya yönelik atılan yeni bir adım olarak görülüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Gökçeada’da bir azınlık ilkokulunu yeniden açma yönünde aldığı karar — adadaki etnik Rum topluluğuna hizmet veren okulların aniden kapatılışının üzerinden 47 yıl geçtikten sonra — bir zamanlar iki rakip ülke arasında aşamalı bir şekilde süregiden yakınlaşma sürecinin son adımı olarak değerlendirildi.

Bu gelişme, geçtiğimiz Kasım ayında Büyükada’da bulunan sulh mahkemesinin dünyanın en büyük ahşap yapılarından biri olarak kabul edilen — ancak metruk haldeki — yetimhane binasının yeniden Patrikhane’ye geri verilmesi yönündeki kararının ardından geldi.

Yunancada Imbros veya Imvros olarak adlandırılan Gökçeada’daki son Rum azınlık okulu, 1964 yılında Kıbrıs’taki iki topluluk arasındaki anlaşmazlık sonucu Atina ve Ankara arasında artan gerilimden dolayı kapatılmıştı.

 

Türkiye’de yaşayan etnik Rum azınlığa mensup olup, aynı zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Genel Meclis Konseyi’nde azınlık vakıflarını temsil eden ilk gayrimüslim olarak bilinen Laki Vingas, bu kararın ifade ettiği anlamı, SETimes için yorumladı.

 

“Eğitim hakkı, en temel insan haklarındandır. Öte yandan, zamanında Gökçeada’da yaşayan Rum cemaati göç etmek zorunda bırakan en önemli etmenler arasında da yer alır,” diyor Vingas.

[...]

Daha az iyimser bir görüş ise, Strasbourg Üniversitesi’nde azınlıklar konusunda saygıdeğer bir araştırmacı olan Profesör Samim Akgönül’den geliyor. Akgönül’e göre, bu karar, Türk devletinin vatandaşlık haklarına ilişkin yaklaşımlarında kökten bir değişim olduğu anlamına gelmiyor; daha ziyade devletin ada Rumlarını artık “tehlike” arz etmeyecek kadar küçük bir turistik grup olarak gördüğünü gösteriyor.

“Ben devletin attığı bu adımı “folklorizasyon” olarak tanımlıyorum; yani geriye kalabilen minik farklılıkları turistik nesneler olarak tanıtmak…”

 

“Bunca yıldan sonra adada kalan bir avuç Rum cemaatine ilkokul bahşederek, aslında, içinde şirin Rumların yaşadığı şirin adalarda İstanbullulara romantik tatiller yapma fırsatı sağlanmış oluyor,” diyor Akgönül.

 

Akgönül’e göre, eğer bu karar neticesinde, kovulan yerel halkın torunları adaya yerleşir ve binlerce Rum tekrar adada ikamet ederse ve baskı görmezlerse, işte o zaman böyle bir kararın gerçek bir algılayış değişikliği olduğu ortaya çıkabilir.

Halihazırda okulun açılması için öngörülen net bir tarih yok. “Bununla birlikte, 2012-2013 ders yılına hazır olabilir,” diyor SETimes’a konuşan Vingas.

 

Ancak, burada şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Yeniden açıldığında Rumca eğitim veren bu okul, öğrenci çekebilecek mi?

SETimes’a açıklamada bulunan Imvros Atina Topluluğu Sekreteri Meni Triyantafilu, “Gerek Yunanistan’dan gerekse İstanbul’dan bazı aileler, adaya geri dönme yolundaki arzularını ifade ettiler,” diyor.

 

Triyantafilu’ya göre, halihazırda sadece Atina’da yaklaşık 4 bin kayıtlı üye var ve eğer torunlar ve çocuklar da dahil edilirse Rum cemaati nüfusu 7.500’e çıkabilir. Triyantafilu, daha şimdiden İstanbul ve Atina’dan altı-yedi genç ailenin adaya geri döndüğünü belirtiyor. Dolayısıyla, iyimser bir tahminde bulunulursa, okul en sonunda açıldığında sıralarda üç-dört talebe görülebilecek.

Makaleyi okumak için tiklayin

Share this:

 
Leave a comment

Publié par le février 1, 2012 dans Media

 

Tags : , , , , , ,

Neden Kulüp Rakı sipariş ettim?

01 fév

Neden Kulüp Rakı sipariş ettim?

Samim Akgönül

Radikal, 22/07/2007

 

Strazburg’daki bir kongreye davet ettiğim profesör bir dostum gelmeden önce âdettir sordu, “Ne istersin Türkiye’den?” diye. Bu soruya cevap normatifdir “Sağlığınız” denir, “Hocam buralarda artık her şey var” denir de üstüne sosyolojik açıklama getirilir, Fransa Türkleri artık her şeyi ithal etmekle kalmayıp, hatta üretip özel Türk süpermarketlerinde satıyorlar meâlinde. Ancak ben tuttum ananeyi bozdum, bir şişe Kulüp Rakı istedim. Yetmişliğimi aldıktan sonra da biraz düşündüm, bu istek ne demektir? Hangi toplumsal ve azlık fenomeninin şahididir çerçevesinde.

Hemen şunu söyleyeyim, rakı içmesine içiyorum, damak tadı denen elle tutulmaz kavrama da önem veriyorum amma ve lâkin her içtiğim rakının tadını ayırt edecek, yok efendim “gözlerim kapalı da olsa bu şu marka rakının şu seneki üretiminin son şişelerinden biridir, bir ay on iki gün de buzdolabında kalmış belli” mertebesine ulaşmış değilim. Söylemek istediğim, Yeni Rakı varsa, efendim Altınbaş varsa, “yok vallahi içemem, öksürtüyor” gibi bahaneleri de uydurmuyorum. İşte bu yüzden sordum kendi kendime neden ille de Kulüp Rakı içiyorum diye.

Rakı, şarap

Bunun bir dizi sebebi olduğunu düşünüyorum. Birincisi rakı adlı içeceğin toplumsal imajından geliyor olmalı. Türkiye’nin elit tabakasında şöyle bir algılama var: Rakı lümpen içkisidir, şarap da kentsoylu. Aslında bu imaj yanlış. Lümpen kültürde ve bunun dramatik sonucu olan varoş kültüründe ve hatta kırsal kültürde şarap vardır, zira şarap kolay üretilen bir içkidir. Benim de Galatasaray ve İTÜ gençliğimden kalma şimdi ünlenmiş ve orta burjuvaziye dahil olmuş bir Mürefte ve Güzel Marmara dönemim de olmamış değildir (plastik tıpalı, dişle açılan) ancak rakının değişik bir yeri olduğu da inkâr edilemez.

Kaldı ki rakı zahmet ister, meze ister, buz ister, muhabbet ister, bin türlü aksesuar ister. Halbuki şarap soliter içkidir, içersiniz biter. Demek ki neymiş? Rakı sosyal içkiymiş, sanayi öncesi içkisi, şarap bireysel, sanayi ötesi.
Gene de bu halk/elit imajı var, yadsınamaz. İşte diyorum belki de bu halk imajına fazla dahil edilmemek için kimileri Kulüp Rakı’yı tercih ediyorlar. “Ben de rakı içiyorum ama benimki değişik, az bulunur” gibi bir söylenmeyen söylem. İşte bu noktada diğer bir toplumsal tespit yapalım. Milletlerin inşa döneminde yani kabaca 19. yy başı 20. yy’ın ilk yarısında, birey kendini farklı hissetmemek için her şeyi yapıyor. Nedir milletin ders kitaplarındaki tarifi: “Dil birliği, din birliği, efendim tarih birliği, ülkü birliği” vs. Yani müspet olan birlik olmak. İşte bu dönemde birey ille de herkes BİR olacak diye kendine yabancılaşıyor. Fakat sanayi ötesi toplumlarda birey grubun önüne çıkınca her şey darmadağın oluyor ve müspet olan tam tersine farklı olmak, değişik olmak, sürüye ait olmamak.

bBang Girls Without Getting Broke Custody Rights Massageparloursmassageparlour E Parlour Massage No Family And Relationships C236 Marriage Domestic Partnerships Massage Parlour Massage Parlour MINORITY REPORTl Sexy tBang Girls Without Getting Broke Custody Rights Massageparloursmassageparlour E Parlour Massage No Family And Relationships C236 Marriage Domestic Partnerships Massage Parlour Massage Parlour MINORITY REPORTr q Massage Parlour Massage Parlour m m Massage Parlour Massage Parlour Massage Parlour Massage Parlour Massage Parlour Massage Parlour